EDİTÖRDEN
Merhaba
Ekonomi, madenin şekillenmesi ile başlayan bir faaliyettir. Bu faaliyetler ulusal,yerel ve hatta aile bireyleri içerisinde bir sisteme oturtulmuş ve bir yaşama biçimi haline gelmiştir. Biz de bu manada alıcı ve satıcıyı buluşturan sistemler geliştirmeye, ürünler ve firmalar hakkında daha fazla araştırma yapıp tüketicinin biraz daha bilinçlenmesi ve tasarrufa yönelmesi için çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmanın bir ürünü olarak FT Ekonomi dergisi yayın hayatına başladı ve yayın hayatı boyunca tüketici ve üreticinin yanında olmaya yayın politikası olarak devam edecek. Yayın hayatımızın bu ilk sayısında sizlere geride bıraktığımız 2010 yılı hakkında bazı istatistiksel değerlerden bahsedeceğiz. Dergimizde içerisinde okuyacak olduğunuz röportajlardan yapacak olduğunuz alışverişlere daha kaliteli ve daha ekonomik davranmanın ipuçlarını elde edeceksiniz. Bu sayıda buluşmanın mutluluğunu tarif edemezken, bir sonraki sayıda yeniden görüşmek dileğiyle hepinize mutlu bir 2011 diliyoruz.
Türkiye’nin 2010 yılı karnesi sınıfı geçti
Geride bıraktığımız 2010 yılında Türkiye ekonomisi yüksek büyüme oranı ve mali disiplinin istikrarlı bir şekilde devam etmesi ile Avrupa ekonomisinde bulunan ön plandaki yerini muhafaza etmiş oldu.
4 Çeyrekte Türkiye
Yüzde 11,8 ve yüzde 10,2’lik yüksek büyüme oranı ile yılın ilk iki çeyreğini kapatan ülke ekonomisi 3. Çeyrekte büyüme hızını yüzde 5,5 olarak kayıtlara geçirdi. Büyümede yakaladığı istikrarı işsizlik oranında tutturamayan Türkiye, takvimler eylülü gösterdiğinde geçen döneme kıyasla 2,1 puanla gerileyerek yüzde 11,3’e vurdu. 2009 yılında ihracatta dış pazardaki daralmanın rüzgârı ile yaşanan düşüş 2010 yılı içerisinde hatırı sayılır bir artışla kötü bir anı olarak geride kaldı. Geçen yıllarda olduğu gibi ülke ekonomisine ciddi anlamda tehdit unsuru oluşturan cari açık, bu tehdidini 36 milyar dolar ile sürdürmeye devam ediyor. (üstelik yılın ilk 10 ayında) enflasyona göz attığımızda ise tek haneli rakamlardaki seyrini sürdürdü. 2002′de yüzde 6,2 olan büyüme hızı 2003′de 5,3, 2004′de yüzde 9,4, 2005′de yüzde 8,4, 2006′da yüzde 6,9, 2007′de yüzde 4,5, 2008′de de yüzde 0,7 olmuştu. 2009′un tamamında yüzde 4,7 gerileyen ekonomi, bu yıl birinci çeyrekte yüzde 11,8, ikinci çeyrekte yüzde 10,2, üçüncü çeyrekte ise yüzde 5,5 büyüdü. 2010′un 9 ayında ise büyüme hızı yüzde 8,9 olurken, sektörel bazda bakıldığında söz konusu dönemde inşaat sektörü yüzde 18,4 ile en yüksek büyümeyi gösterdi. Tarım yüzde 0,3 gerilerken, imalat sanayi yüzde 14,7, ticarette yüzde 13,6 artış kaydedildi. TÜİK verilerine göre, gayri safi milli yurtiçi hâsıla (GSYH) cari fiyatlarla yılın üçüncü çeyreğinde 298 milyar 89 milyon lira, 9 ayında da 808 milyar 192 milyon lira oldu. Geçen yılki değerlere bakacak olursak, GSYH cari fiyatlarla 952 milyar 635 milyon lirayı görüyoruz.
İstihdam
İşsizlik oranı ise bu yıl eylül ayı itibarıyla yüzde 11,3 oldu. İşsizlik oranı bu yıl ocakta yüzde 14,5, Şubatta 14,4, Martta 13,7, Nisanda yüzde 12,0, Mayısta yüzde 11,0, Haziranda yüzde 10,5, Temmuzda yüzde 10,6, Ağustosta yüzde 11,4 idi. Bu yıl Eylül ayında toplam istihdam 22 milyon 973 bin kişi, işsiz sayısı 2 milyon 934 bin kişi olarak açıklandı. Geçen yılın aynı ayında ise işsizlik oranı yüzde 13,4, toplam istihdam 22 milyon 20 bin kişi, işsiz sayısı 3 milyon 396 bin kişi olarak belirlenmişti. İşsizlik oranı geçen yıl yüzde 14 olmuştu.
2010 yılında dünya ekonomisine gelecek olursak eğer;
2010 yılında ekonomideki en önemli gelişme, oldukça hızlı ve istikrarlı seyreden iyileşme süreci oldu. Buna nazaran Avrupa’daki borç krizinin gündeme gelmesi yıl içerisinde ciddi kaygılara sebep oldu. Ekonomistlere göre bu kaygılar 2011 yılında da yerini koruyacak ve ekonomik anlamda tehdit olmaya yine devam edecek.
2010 yılı karnesine göz attığımızda ortaya çıkan tablo her ne kadar olumlu eleştirilere neden olsa da, olması gereken değerlerde seyrettiğini pek söyleyemeyiz. Bizler FT Ekonomi olarak, 2011’in gerek istihdam olarak, gerekse dış borcumuzdaki büyümeyi minimize ederek bir sonraki yıllarda daha sağlıklı ve daha rahat bir ortamda Avrupa’’da bulunduğumuz ekonomik konumun sürekliliğinin sağlanması ve daha da ileriki seviyelere seyretmesi dileğiyle her vatandaşımızı ve her esnafımızı ülke ekonomisini kalındırmak adına duyarlı olmaya ve büyüme yokluda tetikleyici unsur olmaya davet ediyoruz. Saygılarımızla…
Uğur İBRAHİMBAŞ




